Yalta Konferansı Avrupa’nın savaş sonrası kuruluş tarihinde önemli bir rol oynadı. Konferansı ilk olarak Sovyet ve Amerikan sahillerinden uzak olan İskoçya’da düzenlemek istediler. Fakat Stalin oraya gitmeyi reddetti ve konferansın Kırım’da düzenlenmesinde ısrar etti. Buluşma yerinin (Yalta) kesin olarak belirlenmesinden sonra faşistlerin ardından Kırım saraylarının durumunun içler acısı olduğu ortaya çıktı. Ciddi bir tamirat gerekiyordu. Bu olayların tanıklarından biri Moskova’dan Yalta’ya mobilyalar, halılar, aksesuarlar, pahalı yemek takımları ve mutfak eşyaları getirildiğinden bahseder.
“Büyük Üçlünün” temsilcileri birbirilerinden ayrı yerleştirilmişti. Winston Churchill Vorontsov Sarayında, İosif Stalin Yusupov Sarayında, Franklin Roosevelt ise Livadya Sarayında kalıyordu.
Yalta Konferansı sırasında SSCB, ABD ve İngiltere liderlerine yönelik olası suikastın önlenmesinde Türkiye önemli rol oynadı. İddiaya göre Türkiye konferans sırasında bir denizaltının gizlice Boğazlardan geçerek Yalta’ya doğru hareket ettiğini Moskova’ya bildirdi ve ihbar üzerine harekete geçen Sovyet denizcileri, füzeyle denizaltıyı imha ederek suikastı önlemiş oldular.
Konferansın sonlarına doğru Roosevelt Livadya Sarayının güzelliği hakkındaki izlenimlerini Stalin’le paylaşmış ve emekliliğinde hayatının geri kalanını bu cennet köşesinde geçirmek için sarayı satın alma planlarından bahsetmişti.
Konferans bittikten sonra İngiliz başkanın Kırım’da bir süre daha kalmaya karar verip 1854 yılındaki yenilgide Büyük Britanyalı birçok aristokrat aile mensubunun hayatını kaybettiği Balıklava’ya gittiğini belirtmekte fayda var. Winston Churchill vatanına olan borcunu ödeyerek evlerine geri dönmeyenlerin hatıra borcunu ödemiştir.




